Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir.
Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz?
(En'am Suresi 32)
Neden dünyaya geldik sorusunun en net ve kesin cevabı tabiki ''KULLUK VAZiFEMiZi YERiNE GETiRMEK iÇiN'' dir..
Ne için yaşıyoruz sorusunun cevabına gelince;
Kimi insan ALLAH için yaşarkimi dünyada sefa sürmek içinkimi şeytana hizmet etmek içinkimi de ne için yaşadığını bilemeden asalak gibi dünya nimetlerini tüketirama kimseye bir faydası olmaz..
Allah'ın var olduğunu kabul eden herkes gerçek bir imana sahip değildir. Bugün pek çok insan evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığını kabul eder ancak bu gerçeğin onun yaşamı için ne derece büyük bir önemi olduğunu kavrayamaz. insanların çoğuna hakim olan çarpık bir anlayış sonucu Allah'ın evreni yarattığı ve sonra insanları kendi hallerine bıraktığı düşünülür.
Nitekim bu yüzeysel bakış açısına Allah'ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği Kuran'da da dikkat çekilmiş ayetlerde "evrenin Yaratıcısı kimdir?" diye sorulduğunda insanların "Allah" diye cevap verdikleri ancak bundan kendilerine hiçbir pay çıkarmadıkları bildirilmiştir:
Andolsun onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan tartışmasız; "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'ındır." Hayır onların çoğu bilmezler. (Lokman Suresi 25)
Andolsun onlara: "Kendilerini kim yarattı?" diye soracak olsan elbette: "Allah" diyecekler. öyleyse nasıl olur da çevriliyorlar? (Zuhruf Suresi 87)
Bu yanlış inanç sebebiyle de insanların çoğu günlük hayat ile kendilerini Yaratan Allah arasında bir bağlantı kuramazlar.
Zannederler ki bu dünyada yaşamlarını sürdürecek kendi kıstaslarına göre iyi davranışlarda bulunacak ve öldükten sonra da eğer günahları varsa (!) bir süre cezalarını çekip cennete gideceklerdir. Hatta bir çoğu bu kadarını bile düşünmez; "bu dünya hayatında yaşayacağımız herşey kardır Allah nimet vermiş keyfini çıkaralım"gibi Allah'ın nimetlerini takdir edemeyen cahilce bir üslupla konuşur ve bu mantıkla başka hiçbir şey düşünmeden yaşamlarını sürdürürler.
Oysa gerçek böyle değildir. Allah'ı tanımayan ya da O'nu unutmuş olan tüm bu insanlar çok büyük ve derin bir aldanış içindedirler.
Kuran'daki ifadeyle"Onlar dünya hayatından (yalnızca) dışta olanı bilirler. Ahiretten ise gafil olanlardır." (Rum Suresi 7)
işte bu gafil insanlar dünya hayatının gerçek yüzünü ve amacını da kavrayamazlar. Geçici olduğunu "göz açıp kapayıncaya kadar" bitip gideceğini ise hiç düşünemezler. Bu gerçeği çevremizde de kolaylıkla gözlemlemek mümkündür.
Halk arasında dünya hayatının kısalığı ve geçiciliği hakkında bazı deyimler kullanılır; "ölümlü dünya" "üç günlük dünya" "hayat fani" gibi.
Ama bu kalıp sözcükler aslında insanların samimi görüşlerini yansıtmaz. Bu tarz sözler toplumun bir geleneği gibi aralarında konuşulan bir sohbet hatta espri konusudur.
Nitekim böyle önemli bir konunun hemen arkasından dünya ile ilgili planlara başlarlar. örneğin "ölümlü dünya" "dünyaya bir kere geldik" sözünün akabinde "tabii ki dünyayı tepe tepe yaşayacaksın" tarzında sığ mantıklar öne sürerler.
Oysa ki hayatın kısa olması ölümlü olmak ve dünyaya bir kere gelmek her insan için en önemli gerçeklerdendir. Belli bir yaşa kadar insan bu önemli gerçeğin farkına varamamış olabilir ancak bunu fark ettiği anda tüm yaşamını gözden geçirmesi ve Allah'ın kendisinden istediği şeylere göre yeniden yaşantısını düzenlemesi gerekir. çünkü hayat kısadır ama insan ruhu -Allah'ın dilemesiyle- sonsuza kadar yaşayacaktır. Sonsuzun yanında 60-70 senelik hayatın hiçbir kıymeti yoktur. Burada az bir zevk almak için sonsuz hayatı feda etmek ise elbette akılsızlıktır.
Ancak bu gerçeği kavrayamayan inkarcılar tüm ömürlerini Allah'ı unutarak boş amaçlar uğruna tüketirler. Oysa bu boş amaçlara bile kavuşmaları mümkün değildir. Doyumsuzluk içinde yaşarlar ve her zaman bulundukları durumun ya da sahip olduklarının bir adım ötesini isterler. O adıma geçince bir adım daha bir adım daha ve ölene kadar tatmin olmayan isteklerle ömür sürerler. Arzuladıkları güzellik ve zenginliğe dünya şartlarında kavuşmaları mümkün değildir. çünkü her zaman sahip olduklarından daha iyisi çıkacaktır karşılarına.
örneğin bir kişinin satın almayı şiddetle arzuladığı son model bir arabayı düşünün. Büyük çabanın karşılığında sonunda kavuştuğu bu arabanın çok geçmeden yeni modelleri çıkacaktır ve bunlar daha cazip hale gelecektir onun için. Veya senelerce para biriktirip emek harcayıp sahip olduğu bir evi düşünün. Bir gün mutlaka kendisininkinden daha güzel bir evle karşılaşacak ve kendi evine olan ilgisini kaybedecektir. Satın aldığı bu malların eskiyerek bozularak tahrip olarak kendisine vereceği sıkıntılar ise apayrı bir acıdır.
Daha güzelini ve iyisini arama... Sahip olunca eskisinin öneminin kalmaması... Bir aşama sonra yeninin de eski durumuna düşmesi; işte insanların tarih boyunca içinde yaşadıkları kısırdöngü budur. Aklı olan insanın bu gerçek karşısında durup neden dünyanın peşinde koşmanın kendisine bir sonuç getirmediğini anlaması ve "bu bakış açısında köklü bir sorun var" diye düşünmesi gerekir. Fakat insanların çoğu bu akıldan yoksun bir biçimde hiçbir zaman yakalayamayacakları hayallerin peşinden koşmaya devam ederler
Oysa hiç kimsenin bir an sonrasını garanti altına alması mümkün değildir. Kaza geçirmek yaralanmak sakat kalmak ya da ölmek çok kolaydır ve çok basit sebeplere bağlıdır. ölümü bir an için aklına getirmiş olan kişi ise toprağın altında ne malın-mülkün ne markanın ne de çevresindeki insanların bir değeri kalmayacağını çok açık bir şekilde fark edebilir. Zengin ya da fakir güzel veya çirkin her insan yalnızca birkaç metrelik bir beze sarılı olarak defnedilecektir.
Tüm insanlara da bu dünya hayatına kanmamalarını ve kendi rızasına uymalarını emretmiştir. Bir ayette tüm insanlar şöyle uyarılır:
Ey insanlar hiç şüphesiz Allah'ın vaadi haktır; öyleyse dünya hayatı sizi aldatmasın... (Fatır Suresi 5)
Allah insanların yeryüzünde bulunuş amaçlarını da Kuran'ı Kerim'de şöyle bildirmiştir.
O amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O üstün ve güçlü olandır çok bağışlayandır. (Mülk Suresi 2)
şüphesiz Biz insanı karmaşık olan bir damla sudan yarattık. Onu deniyoruz. Bundan dolayı onu işiten ve gören yaptık. (insan Suresi 2)
Allah yeryüzü üzerinde hiçbir şeyin amaçsız olmadığını da yine Kuran'la bize haber vermiştir:
Biz bir 'oyun ve oyalanma konusu' olsun diye göğü yeri ve ikisi arasında bulunanları yaratmadık. Eğer bir 'oyun ve oyalanma' edinmek isteseydik bunu Kendi Katımız'dan edinirdik. Yapacak olsaydık böyle yapardık. (Enbiya Suresi 16-17)
Bizlere böylece öğüt veriyor ki; benimseyip tutalım..
Şifremi Unuttum? Şifrenizi öğrenebilmek için Buraya Tıklayın.
Anket
Kısa Mesajlar
Mesajınızı gönderebilmeniz için üye olmanız yada üye girişi yapmanız gerekmektedir.
ilknur 25/03/2009 03:07 Sevgi bir varlığın sadece olumlu yönlerini muhatap alarak olumlu tutum geliştirmektir. Aşk ise olumlu ve olumsuz yönlere tutkuyla bağlanmaktır. “Gülü seven dikenine katlanır” sözü örnek gö
BaTuHaN 14/03/2009 11:09 Kisa bir mesaj olmali bu. Sana binlerce öpücük ve sevgi yolluyorum buradan.. Bil ki unutulmadin.. Dogumgünün kutlu olsun!
admin 31/12/2008 13:16 ♥ Bulutsuz gökyüzü senin olsun demiştim; ümitlerin solmasın, tükenmesin diye. Yeni yılda hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğiyle.. İyi yıllar!